MERHEM

MERHEM

Ve karanlık vurmuştur çoktan demini geceye. Vakit bir ben bir kendim kalma vaktidir artık. Soyunup üstümden güçlülük zırhımı kendim olabildiğim tek saatlerdeyim. Sükut ve uyku örtüsüne bürünmüş iken etraf, sessizliğin içinde sustuklarım ile hasbihal deyim. Elbet bende bilirim o sıcacık yatağımda rüyadan rüyaya seyahati fakat boşa kaybedilecek vakit bana zulüm. Ben farkındalık oluşturmayı görev edinmişim. Kim bilir belki de kavuşursa kalemim kağıdıma, dökülünce yüreğim satırlarıma, hani belki dokunur kelamım başka yüreklere, hedefime varırım bir nebze de olsa FARKINDALIK adına!

Epeydir beraberiz canlar, ne siz benim ne de ben sizin suretinizden bir haber fakat okur sayılarından görüyorum ki gönüller beraber. İnanın o kadar merak ediyorum ki dokunabiliyor muyum yüreklere? Anlatabiliyor muyum gerektiği gibi? Ya da bir faydam dokunabildi mi fark edilmemize? Umarım ki bir gün bir yerlerde hep beraber olabilme, uzun uzun anlatabilme imkanım da olur sizlere.

Bu defa daha bugün yaşadığım bir olayı paylaşmak istiyorum sizlerle!
Yiğidimle yürüyüş yapmış evimize dönerken bir park gördüm ve oturup dinlenmek istedim ne haddime ise. Sonradan fark ettim en olmamam gereken yerde olduğumu fakat iş işten geçmişti. Kendi yaramı kendi tırnağım ile kanatmıştım bir kere. Parkta oynayan çocukları izlerken buldum kendimi, salıncakta sallananı, kaydıraktan kayanı. Sonra gözümün ucuyla Yiğidime baktım, ah be oğlum dedim içimden, hem yaşınız kaç olursa olsun büyümeyen çocuklarsınız hem de çocukluğunu yaşayamayan çocuklar! Sonra basket sahasında basket oynayan gençlere takıldı gözüm, hepsi neredeyse Yiğitle akran. Hadi parklar olmadı bari şuracıkta sende basket oynayanlardan olaydın diye iç geçirip ardından kendimi avuttum “olsun, en azından o bunların farkında değil, ne zamanında yaşayamadıklarının ne de yaşayamayacaklarının” diye.

Tıpkı benim gibi tüm özel anneler gibi. Hadi annem dedim, tamam Hülyam dedi malumunuz Yiğit bana hiç anne demez. Ağır adımlar ile ilerlerken eve, bu dünyada ne varsa boğazımıza kör düğüm olmuş hevesimiz, biz onları cennete sakladık Yiğidim dedim usulca! Orada göz göze geldik, yine her zamanki gibi parlıyordu gözleri çünkü istediği şeyi almıştı marketten Hülyası küçücük şeylerden mutlu olan meleğine. Velhasıl kelam isyanın ardına gizlenme gafletinden men yüreğimin yarasına dua sürmüştüm ve dinmişti kanaması her zamanki gibi…

Demem o ki canlar, marifet yaraları büyütmekte değil yaralara merhem olmakta. İnanın ki eğer canı gönülden istersek ne hayatın telaşı ne de meşguliyetler engel olamaz bizde varız demeye. Alaycı ya da acıyası bakışlar yerine bir tebessüm dahi yeter kimi an yaralı yüreklere merhem olmaya. Sözüm meclisten dışarı o yüreklerinde alaycılık ve acıma barındıranlar fark edebilse insanlıktan nasiplerini alamadıkları için asıl bizlerin onlara acıdıklarını…
Selametle..
siyahgul_huzun_hulya@hotmail.com

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
2023-07-26 16:38:10
DEVLETİ SOYANLARA ÇORLU BELEDİYESİ GÖZ YUMDU | Trakya Gündem Gazetesi: […] DEVLET TRİLYONLARCA ZARAR EDERKEN YETKİLİLER NE YAPTI […]
2021-10-22 18:39:12
RUHUNU ŞEYTANA SATMAMIŞ DEVLET YETKİLİLERİ ARANIYOR | Trakya Gündem Gazetesi: […] Merhaba değerli okuyucularım. Çorlu Belediyesinin yolsuzlukları, buda yetmemiş gibi,
2021-10-11 10:42:04