Çorlu Müftülüğü Ramazan ayı dolayısıyla güzel bir etkinliğe daha imza atıyor.Geçtiğimiz hafta Çorlu Müftüsü Mehmet Nedim Bakır ve ekibi basın mensuplarıyla bir araya gelerek Çorlu için Ramazan ayında gerçekleştirilecek olan program hakkında bilgiler verilmişti. Diyanet İşleri Başkanlığı yayınlarından da faydalanılarak yapılan açıklamada önemli bilgiler verildi.
AYET-İ KERİME
“Gerçekten bu Kur’an en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan mü’minler için büyük bir mükafat olduğunu ve ahirete inanmayanlar için elem dolu bir azap hazırladığımızı müjdeler.” (İsra, 17/9. Ayet)
HADİS-İ ŞERİF
İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sadece şu iki kimseye gıpta edilir: Biri Allah’ın kendisine Kur’an verdiği ve gece gündüz onunla meşgul olan kimse, diğeri Allah’ın kendisine mal verdiği ve bu malı gece gündüz O’nun yolunda harcayan kimse.” (Buhârî, İlim)
RAMAZAN KUR’AN AYIDIR
Ramazan ayı toplumsal ve bireysel hayatımıza birçok yönden güzellikler katan bir zaman dilimi olmakla birlikte aynı zamanda Kur’an ayıdır. Çünkü bu ay Yüce Kitabımız Kur’ân-ı Kerim’in Allah (c.c.) tarafından indirilmeye başlandığı bir aydır. Bilindiği üzere 610 yılı Ramazan ayının 27. Gecesinde Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) Alak Sure’sinin ilk beş ayeti indirilmiştir. Kur’ân’ın ahir zaman insanlarıyla buluşması, ilk ayetlerin bu ayda inmesi sebebiyle Ramazan ayı Kur’ân’dan aldığı kıymetle Allah katında değerlenmiş; Müslümanlar için de on bir ayın sultanı olmuştur. Bu sebeple bu ayın gündüzlerini oruçla, gecelerini de teravih namazlarıyla değerlendirirken öte yandan Kur’ân-ı Kerim tilaveti ve onun içerdiği hükümlerin anlaşılmaya çalışılması ile de ibadet hayatımız apayrı bir atmosfere bürünmektedir. Kur’ân’ı okumak ve hükümlerini kavramaya çalışmak, Müslümanlar için faydalı bir meşgale ve nafile bir ibadettir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) “Kim Kur’ân-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lâm mîm bir harftir demiyorum; bilâkis elif bir harftir, lâm bir harftir, mîm de bir harftir.” (Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân 16) buyurarak, Kur’an okumanın önemli ve kazanımlı bir ibadet olduğunu vurgulamıştır. Bu sebeple Müslümanlar öteden beri Kur’an ayı olan Ramazan’da Kur’ân-ı Kerim ile güçlü bir bağ kurmuşlardır. Kişisel yapılan hatimler, camilerde okunan mukabeleler, bunun canlı örneğini teşkil etmektedir.
Bu ibadet, dua ve zikir ayında Peygamber Efendimiz (s.a.v) Kur’an-ı Kerîm’i daha çok okurdu. Zaten Cebrail (a.s.) Ramazan ayında karşılıklı olarak birbirlerine Kur’an okurlar ve böylece o güne kadar gelen ayetleri arz etmek suretiyle mütalaa ederlerdi. Her yıl bir defa yapılan bu “arza” yani karşılaştırma faaliyeti, Rasûl-ü Ekrem’in vefat ettiği yılın Ramazan’ında iki defa gerçekleşmişti. Bugün Ramazan Ayının vazgeçilmez bir geleneği olan mukabelenin tarihi arka planında, Hz, Peygamber (s.a.v.) ile Cebrail (a.s.) arasında geçen bu arza ve mukabele sünneti vardır. Bizler de Ramazan aylarında mukabele okumaya gayret ederek bu ulvi sünneti ihya etmeyi, Kur’ân’ın şefaatini kazanmayı amaçlarız. Ramazan boyunca Kur’an-ı Kerim okumanın manevî dünyamıza bambaşka bir zenginlik getireceğine dikkatimizi çeken gönüller sultanı Peygamber Efendimiz “Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçı olarak gelecektir” buyurmaktadır. (Müslim, Müsâfirîn)
Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Kerim’in Ramazan ayında indirildiğini beyan etmiştir. Bu hususta hiçbir ihtilaf olmayıp ümmetin icmâsı vardır. “Hz. Peygamber’e vahiy yoluyla indirilen, mushaflarda yazılmış, tevâtürle nakledilmiş, okunmasıyla ibadet olunan ilahi kelam”, şeklinde tanımlanan Kur’ân, Allah Teâlâ tarafından gönderildiğinde şüphe bulunmayan bir kitaptır. O, hak ile batılı ayırt eden bir söz, Allah’ın, sımsıkı sarınılması gereken sağlam ipidir. Kur’an, dertler için deva, kalplerdeki günah pasını silmek için cilâ, ders almak isteyenler için öğüt ve hidayet rehberidir. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) peygamberliğinin en büyük mucizesidir.
Netice itibarıyla Kur’an, insanları dünya ve ahiret saâdetine götüren evrensel mesajdır. Bu mesajın hükmüyle amel edenler, yanlışa düşmez. O güvenilir bir rehber ve en doğru yola götüren kılavuzdur. Onda geçmiş ümmetlerin yaşadıklarından, günlük hayatımızın hemen her safhasına kadar çok önemli prensipler vardır. Bu mesajın doğru algılanması ve gereğinin yerine getirilmesi, iki cihan saâdeti demektir. Kur’ân, ucu bucağı olmayan geniş bir hazinedir. Ona yönelen herkes, gayreti, bilgisi, samimiyeti ve kâbiliyeti ölçüsünde ondan muhakkak fayda sağlar. Bu itibarla, Ramazan ayını da vesile kılarak, her gün Kur’ân’dan bir miktar okumak ve meâliyle, tefsiriyle onu anlamaya çalışmak ve onun öğütlerini bir bir hayata geçirmeye çalışmak Müslüman için en kazançlı amellerden biridir.
ASTIM HASTALARININ KULLANDIĞI SPREY VE ASTIM İLACI ORUCU BOZAR MI?
Nefes açıcı sprey kullanmak zorunda kalan astım hastası oruç tutmayabilir. Daha sonra iyileşince tutamadığı günleri kaza eder. İyileşme ümidi kalmamışsa, o takdirde tutamadığı günler sayısınca fidye verir. Bir fidye, Ramazan’da bir kişi için verilen bir fitre miktarıdır. Ancak, nefes darlığı dışında oruç tutmaya engel başka sağlık problemi bulunmayan astım hastaları, soluk almayı rahatlatacak özel spreyi ağızlarına püskürterek oruç tutabilirler. Ağza püskürtülen bu ilaçlar orucu bozmaz. Çünkü bu spreyden bir kullanımda 1/20 ml. gibi çok az bir miktar ağza sıkılmaktadır. Bunun da önemli bir kısmı ağız ve nefes boruları cidarları tarafından emilip yok olmaktadır. Bundan geriye kalan miktarın tükürükle mideye ulaştığı konusunda ise, kesin bir bilgi yoktur. Abdest alırken ağızda kalan su ile kıyaslandığında, bu miktarın çok az olduğu görülmektedir. Oruçlunun, abdest alırken ağzına aldığı sudan kalan miktarın mideye ulaşması hâlinde orucun bozulmayacağı konusunda hadis-i şerifler vardır (Darimi, es-Sunen, Savm, 16). Bu konuda icma oluşmuştur. Ayrıca, misvaktan bazı kırıntıların ve kimyevi maddelerin mideye ulaşması kaçınılmazdır. Hâl böyle iken Hz. Peygamber’in (s.a.s.) oruçlu olarak misvak kullandığı, sahih hadis kaynaklarında yer almaktadır (Buhari, Savm, 27; Tirmizi, Savm, 29). Diğer taraftan, “kesin olarak bilinen, şüphe ile bozulmaz.” kaidesi gereğince, mideye bir şeyin ulaşıp ulaşmadığı konusundaki şüphe ile de oruç bozulmaz. Bu itibarla astımlı hastaların, rahat nefes almalarını sağlamak amacıyla ağza püskürtülen oksijenli ilaç, orucu bozmaz (DİYK 22. 09. 2005 tarihli karar)
Haber: Abdurrahim Yıldırım