Güneş usulca doğarken ormanın tam ortasında yer alan, sarmaşıkların sardığı Orman AVM’de her zamanki gibi tatlı bir telaş başlamıştı.
Baykuş patron olmasına rağmen sabahtan akşama kadar avmsini özenle izliyor, geleni gideni dikkatlice takip ediyordu. Kirpiler bu durumdan biraz rahatsızdı çünkü güvenliği sağlamak onların göreviydi. Ama yine de Baykuş Patron, avmsine çok değer veriyor ve tüm hayvanların yükünü hafifletmeye çalışıyordu.
Tavşanlar rengârenk havuç dükkânlarının başına geçti. Tembel hayvan yavaş adımlarla kasaya doğru ilerledi. Sincaplar çerez dükkânlarında fındıkları ve cevizleri düzenlemeye başladı. Arılar bal kafelerinde çiçek özlerinden yaptıkları balları diziyordu. Maymunlar muz duraklarına doğru sallanarak ilerlerken leylekler uzak ormanlardan getirdikleri ürünleri karıncalara teslim etti.
Karıncalar büyük bir düzen içinde paketleri taşırken tilkiler kasa arkasındaki ürünleri tanıtmak için planlar yapıyordu. Papağanlar en güncel haberleri öğrenmek için dört bir yana uçuyor, kaplumbağalar ise dinlenme teraslarındaki yosun minderleri hazırlıyordu.
Orman AVM her sabah olduğu gibi yine neşeyle canlanmıştı. Ancak o gün, kimsenin fark etmediği garip bir sessizlik vardı…
Sessizlik…
Aslında bunun sebebi fillerin ortada olmamasıydı. Filler, buradaki tüm hayvanlardan daha çalışkan olur ve herkesten önce avmye gelirdi. Ancak bugün nedense hiçbir fil ortalıkta görünmüyordu.
Baykuş Patron, sabahtan beri avmsini dikkatlice izlediğini ve hiçbir filin giriş yaptığını görmediğini söyledi. Yine de emin olmak için ağaç kovuğunun içine yerleştirilen yansıma taşlarından oluşan kayıtları kontrol ettiler. Gerçekten de hiçbir fil görünmüyordu.
O sırada onları gizlice dinleyen meraklı bir papağan aniden yüksek sesle bağırmaya başladı:
“Ey ahali! Filler kayboldu! Şok! Şok! Şok! Burası artık hep kirli mi kalacak? Fillerimiz nerede?”
Papağanın sesi bütün Orman AVM’de yankılandı. Bir anda her yer karıştı. Hayvanlar telaş içinde konuşmaya başladı.
“Yolları şimdi kim temizleyecek?”
“Ya yapraklar çoğalırsa?”
“Bal kafesinin önü bile dağılmış!”
Bir süre sonra sesler daha da yükseldi. Kalabalığın içinden hep bir ağızdan bağırmaya başladılar:
“Fillerimiz yoksa biz hiçiz!
Fillerimiz yoksa biz hiçiz!”
Baykuş Patron oldukça endişeli görünüyordu. Normalde en büyük sorunları bile sakinlikle çözen bu bilge baykuş, ilk kez ne yapacağını bilemiyordu. Telaştan kanatları birbirine dolaşıyor, hayvanların isyanını durduramıyordu.
Tam o sırada kirpilerden biri hızla meydana doğru koştu.
“Nehir tarafında büyük ayak izleri bulundu!” diye bağırdı.
Tüm hayvanlar hızla nehir tarafına koştu. Bir de ne görsünler? Aradıkları filler oradaydı. Nehir kenarında dinleniyor ve su içiyorlardı.
Tilki şaşkınlıkla, “Ama Orman AVM’de de su var,” dedi
Yaşlı fil üzgün bir sesle cevap verdi:
“Biz çok yorulduk. Sürekli çalışıyoruz. Biraz dinlenmek istedik.”
Sonra da işi bırakacaklarını söylediler.
Bunu duyan Bilge Baykuş şaşkınlıktan olduğu yere yığıldı. Hayvanlar hemen onu Orman Hastanesi’ne götürdü. Neyse ki durumu iyiydi.
Filler bunu görünce çok üzüldü ve kararlarını değiştirdi. İşlerine geri döndüler.
Bilge Baykuş da onların yükünü azaltmak için temizlikçi balıkları görevlendirdi. Ayrıca artık her hayvan kendi alanını temizlemeye başladı.
Ay sonunda ise fillerin yapraklarını artırdı. Eskiden 50 yaprak verirken artık 100 yaprak veriyordu.
Filler buna çok sevindi. O günden sonra Orman AVM’de herkes birbirinin değerini daha iyi anladı.